Sakız Adasında ne var ne yok?

Chios (/ˈkaɪ.ɒs/; Greek: Χίος), Yunanistan’ın Ege denizindeki 5. en büyük adası. Bizim için ise planladığımız en güzel tatillerimizden birine ev sahipliği yapan güzel ada.

Bundan bir kaç ay önce Yunanistan ana karasında kardeşimle yaklaşık 4.000 kilometre yol yapıp ucunu bucağını gezmiş ve ilk yurtdışı roadtrip’imizi keyifle tamamlamıştık. Ancak tatillerinin çoğunu Yunan adalarında geçiren arkadaşlarımızın anlattıkları ile bizim roadtrip’te tecrübe ettiklerimiz oldukça farklıydı. O yüzden bu tatili bir Yunan adasında geçirip ana kara ile arasındaki farklılığı kendim görmek istedim. Bu yolculukta arabanın sağ koltuğunda bana Berfu eşlik etti o yüzden “biz” dediğim yerlerde neden çoğul konuşuyor bu adam demeyin : )

Bu yazıda hem adada keşfettiğimiz az bilinen güzellikleri hem de biriktirdiğimiz hikayeleri anlatacağım. Hadi başlayalım!

Neolitik çağlardan bugüne Chios…

Tarih bilgisiyle canınızı sıkmayacağım ancak adayı gezerken daha iyi anlamanız için çok kısa bir giriş yapmakta fayda var. Adanın tarihi Neolitik çağlardaki yerleşimlere kadar uzanıyor ve o günden bugüne kadar ada pek çok defa el değiştirmiş, kanlı isyanlara ve savaşlara tanık olmuş. O günden bugüne değişmeyen tek şey ise adanın Türkçe’deki adını da aldığı sakız ağaçları olmuş. Sahip olduğu korunaklı koylar ve tarımsal zenginliği sebebiyle Ege’deki korsanların her zaman ilgisini çekmiş ve yaklaşık 200 sene boyunca Ceneviz Deniz Devleti’nin himayesinde kalmış. Cenevizliler adada hüküm sürmekten ziyade adanın kaymağını yiyip vergi almayı tercih etmişler. Cenevizlilerin elinden adayı Osmanlı’lar almış ancak ada üzerinde hakimiyetleri çok güçlü olmadığı için mimari olarak da ada üzerinde Osmanlı pek iz bırakmamış. Yunan Bağımsızlık savaşı ile ada tekrardan eski sahiplerine dönmüş ve kurulan güçlü donanma ile uzun yıllar bağımsızlığını korumuş.

Adaya nasıl ulaşılır?

Biz adaya Çeşme Port’tan Ertürk-1 gemisine yaya olarak binerek geldik. Seyahatimizden yaklaşık 2 hafta önce biletlerimizi erturk.com.tr’den aldık. Gidiş dönüş kişi başı 25€ ödedik.

Kargo tipinde bir gemi olan Ertürk-1’e araçların yüklenmesi biraz zaman alabiliyor çünkü her araç gemiye tek tek biniyor ve büyük bir asansör ile kargo katına indiriliyor. Bizim seyahatimiz sırasında araçların bazıları gümrükte X-RAY’e takıldığı için kalkışımız yaklaşık 1 saat rötarlı oldu. Deniz yolculuğu ise yaklaşık 50 dakika sürdü.

Arabayla gelenler dikkat!

Yaya olarak geldiğimiz için bayram olmasına rağmen Çeşme’de gümrükte sıra beklemedik. Ancak araçla gelecekseniz en az 2 saat önce orada olmanızda fayda var. Kimi araçlar gümrükte çok aranmadan geçerken kimi araçlar X-Ray ve bagaj araması ile vakit kaybedebiliyor, bunu göz önünde bulundurmakta fayda var. Gümrük işlemleri sırasında araçta yalnızca ruhsat veya vekalet sahibi kişi bulunuyor. Araçtaki yolcular yaya olarak ayrıca giriş yapıyor.

Bir bisiklet tutkunu olarak Ertürk’ün bisikletlerden ücret almıyor oluşunu takdir ettim, adayı turlamak isteyen bisikletçilere duyurulur : )

Ertürk dışında, Turyol ve yanılmıyorsam Sun Rise Tours Çeşme-Sakız seferlerini yapıyor.

Limanda freeshop var mı?

Çeşme Port’ta pasaport noktasını geçtikten sonra havaalanlarından aşina olduğunuz Setur freeshop’u bulunuyor. Ancak adaya giderken freeshop’tan pek bir şey almak isteyeceğinizi düşünmüyorum. Dönüş yolculuğumuzda freeshop’a akın edenleri görünce black friday indirimi falan var zannetim ve kendimi bir “zombie apocalypse” sahnesinde buldum. İnsanlar çılgın gibi alkol ve sigara aldılar, freeshop’tan zor kaçtık.

Sakız adası limanının eski bir binadan oluştuğunu ve değil freeshop düzgün bir tuvaletinin bile olmadığını hatırlatmak isterim : )

Gümrüğe dikkat!

Adadan dönüşte çantanıza gümrük limitleri dışında çok fazla içki doldurmamanızı tavsiye ederim çünkü rastgele olarak çantalarınızı XRAY’e koyabiliyorlar.

Adada ulaşım

Bayram trafiğini de göz önünde bulundurarak bu tatil arabımızı İstanbul’da bırakarak en iyi kararı verdik. Adada araç kiralamak çok kolay ve nispeten uygun fiyatlara araç bulmak mümkün.

Toplu taşımayı düşünmeyin bile çünkü çok nadir otobüs gördük ve hepsi tıklım tıkış giden 1960 model otobüslerdi.

Bayram döneminde gittiğimiz için kiralık araç bulmak çok zordu ve araç fiyatları günlük olarak 10–20€ daha pahalıydı. Ancak bizden önce gidenlerin tavsiye ettiği Chios Car Rental ile gitmeden önce iletişime geçtik ve aracımızı günlük 35€’ya ayarladık. Üstelik önceden kapora veya herhangi bir ücret vermedik.

Bize adada çok yardımcı olan Chios Car Rental’ın sahibi Michalis’e gittiğinizde selam söylersiniz. Defalarca kez planlarımızı değiştirdiğimiz için bizi unutması mümkün olmayacaktır diye düşünüyorum : )

Araba kiralamak isterseniz mail adresi (info@chiosrentacar.gr) ve internet siteleri de chiosrentacar.gr . Adada pek çok Chios Rent a Car var, taklitlerinden sakınınız : )

Arabayı deposu dolu olarak aldık ve dolu olarak teslim ettik. Gelmeden önce Michalis ile konuşursanız sizi feribot iskelesinden araba ile alır ve dönüşte de iskeleye bırakır, böylece valizlerle yürümek zorunda kalmazsınız.

Konaklama

Adada çok çeşitli konaklama seçenekleri var ancak özellikle pansiyonların çokluğu dikkat çekiyor. Bir iki tane güzel Airbnb dışında uygun fiyatlı ve güzel pansiyon göremedik. Özellikle bayram tatili yaklaştığı için adada boş oda bulmak çok zor oldu bizim için ve en son Seafront Studios isimli pansiyonda karar kıldık. Güzel manzarası ve merkezi konumu ile bizi oldukça mutlu eden bu pansiyonu özellikle ailelere ve çiftlere tavsiye edebilirim.

Adanın güneyi oldukça sakin ve doğal, popülasyonun büyük kısmı Chios merkezde toplanmış durumda. Adanın kuzeyi ise lüks evlere ve yatlara ev sahipliği yapıyor. Adanın kuzeybatısı ise uğramadığımız tek yer olabilir.

Dışarda yemek ve gece hayatı sizin için önemliyse kalabileceğiniz yerler: Chios, Vrontados, Karfas

Yok ben kafa dinleyeyim derseniz: Marmaro, Lagkada, Emporios, Limenas

Adanın gizli noktaları!

Hazır altımızda araba varken gördüğümüz tüm sokaklara, navigasyonda çıkmayan tüm sapaklara daldık. İyi ki de daldık çünkü kimsenin bahsetmediği bir sürü güzel yer bulduk. Ada seyahatinizi renklendirecek bir kaç favorimi paylaşıyorum:

Αποθήκα Beach Bar: Sükûnet, leziz kokteyller ve manzara…

Mesta’dan çıkınca solda denize doğru bir tabela göreceksiniz rengarenk Beach Bar yazıyor işte o tabelayı takip edin ve adanın başka yerinde göremeyeceğiniz bu ilginç beach’e yaklaşık 15 dakika süren yolculuğa başlayın. Vardığınızda sizi bir tepenin üzerinde eski bir karavan, sakin bir hamak, kitaplık ve uçsuz bucaksız deniz manzarası bekliyor olacak. Daha fazla anlatmama gerek yok gidip görün en iyisi : )

Yoso beach!

Burayı adadaki son günümüzde keşfettik ancak o kadar beğendik ki tatilimizi 1 gün daha uzattık! Güzel müzikleri, rahat şezlongları, locaları ve güzel kokteylleri ile bizi kendisine bağladı. Bıraksanız 1 hafta kalırdık o kadar beğendik ama her güzel şeyin bir sonu var ne yazık ki…

Buraya ulaşmak için neredeyse adanın en kuzeyine gitmeniz lazım ancak arabanız varsa çok keyifli bir yolculuk olacağından emin olabilirsiniz. Bu mekanın tek eksisi hijyen bir tuvaletin bulunmamasıydı.

Tatilden döner dönmez yazmaya başladığım bu yazıyı ne yazık ki havalar soğuyunca tamamlayabildim. Üzerinden zaman geçtiği için hikaye biraz kopuk ve eksik oldu ancak gitmeden önce merak ettiğiniz bir şey olursa her zaman benimle iletişime geçebilirsiniz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir